Sensin Maymun!

Sensin maymun! Benim kadar harika bir yaratık, hiç bir hayvan olabilir mi?

Elbette. Omurgasız mısınız? Omurgalısınız. Memeniz yok mu? Memelisiniz. Bunlar hayvanların alt sınıflarıdır. Bizde şöyle bir sorun var. Bizler fikirlerimizi ve bilgilerimizi, sosyal medyadan şuradan buradan okuduğumuz ‘başlıklarla, manşetlerle’ sınırlarız. Bizim hiçbir şekilde köşe yazısının tamamını okumak zahmetine girmemiz söz konusu bile olamaz! Vaktimiz mi var yahu?

Okuyacaksınız kardeşim, okuyacaksınız. Karşınıza aldığınız şeyi az çok bileceksiniz, soracaksınız? Saçmalık, zırva vs. diye geçiştirme hakkınız YOK! Kendinizi küçümsemeyin. Kafanızın içindeki çok değerli. Bir evinizin camından bakın. Bunların hepsi, kafanızın içindekinin eseri. Onları anlamanız bile!

Herkes, Evrim Teorisinin hipotezlerini çürütmeye çalışmalıdır!

Kesinlikle! Çünkü, bilimsel kanun diye bir şey yoktur. Newton, insanlığı keşfiyle aydınlattıktan sonra, insanların bakış açısından kaynaklı olacak ki söyledikleri kanun olarak kabul edildi. Fakat Einstein, onun söylediklerinin bir kısmının yanlış olduğunu ortaya çıkarınca, Bilim Camiası, hiçbir şeye kanun dememeye karar verdi. Kanun kelimesi, doğanın işleyiş biçimindeki mekanizmaları ifade eder. Teoriler ise, bu kanunları açıklamak için, verilerin hipotezlerle bir köprü gibi birleştirilmesi sonucu oluşturulan açıklamalardır. Her teori doğar, büyür, yaşar, ölebilir.

Bilim insanları, teorilerin yanlışlarını araştırarak, doğrularını sorgulayarak, veriler arasına konacak yeni hipotezler üreterek o teoriyi geliştirir, değiştirir, küçültebilirler. Fakat bir teoriyi öldürmek, asla o kadar kolay değildir. O teorinin bütün hipotezlerini çürütmek gerekmektedir. Bunu yapmaya çalışırken de, eğer teorinin çürüyesi varsa (yanlış olmaya yönelimi), teori zamanla tüm hipotezlerini kaybedip silinecektir. Ancak, bu zamanla eğer güçlenesi varsa (isabetliyse), o teoriyi güçlendirecektir.

Şunu asla unutmayalım; Teoriler, ASLA bizim günlük hayatta kullandığımız “tahmin işte” anlamına gelmemektedir. Teoriler, doğa kanunlarını en iyi açıklayan açıklamalardır. Bugün sahip olduğumuz neredeyse her şeyi, bir takım teorilere borçluyuz.

Dini Yaklaşım

İstisnasız TÜM insanlar, nasıl var olduğumuzu, neden var olduğumuzu bir kere olsun düşünmüştür. Sahi, nereden çıktı yahu hayat? Ben bu eli nasıl hareket ettirebiliyorum? Ben nasıl yürüyebiliyorum?

Bu konuda tarihin başından beri, dinler, felsefi olarak bir yaklaşım getirmişlerdir. Tabi biliyoruz ki, dinlerin bir çoğunun da bakış açısı zamanla değişmiştir. Örneğin, Skolastik dönemde, “dünya düz değildir!” diyen Galieo Galilei‘nin boynuna ip geçirip, boğularak ölmesine sebep olan Katolik Kilisesi’nin reis kabul ettiği Papa, bugün Evrimi kabul etmiştir. Bu tabii ki, gerçekleri zerre kadar değiştirmemektedir. Değil Papa, tüm alem yüzyıllarca bilmese/reddetse de, bir şey eğer gerçekse, gerçektir.

Bu konuda Türkiye’de yaşayan bir insan, elbette İslam’ı incelemek isteyecektir. Fakat elbette, İslam’ın da mezhepsel yaklaşımları bu konuda farklı faklıdır. Üstelik alimlerin, ayet-hadis yorumlamaları da birbirine göre değişmektedir.  Fakat İslam, bu konularda, diğer dinlerin skolastik yaklaşımından daha esnektir. Örneğin, öyle ki, geçtiğimiz 1000 senede, bir çok yazar-bilim adamı, Darwin’in geçtiğimiz 200 yıl içerisinde derlediği ve bilimsel bir çalışma olarak sunduğu Evrim Teori’sini, bir şekilde ifade etmiştir.

İbn-i Sina, Fahreddin Razi, , El Harisi, İbn Ebi`l-Haid, Er Ruhavi, İbn`un Nefis…

El Cahiz, ‘El Hayvanat’ kitabını yazmıştır, bu kitap, Evrim Teorisi‘nin temellerine değmektedir. Ibn-Tufeyl, ‘Hayy Bin Yakzan’ kitabında, insanın atasının maymun olduğunu ifade etmiştir. Bir İslam Alimi, İbn Miskeveyh, El-Fevzül-Asgar kitabında, insanın maymundan geldiğini ifade etmiştir! Ve daha bolca yazar, bilim adamı, alim, kitaplarında bu konuda çok önemli görüşler öne sürmüşlerdir.

Fakat, 21. Yüzyılda, insanın bir çamurun böyle heykel yapar gibi şekillendirilip sonra fü fü fü şeklinde şakadanak yaratıldığına inanılmaktadır. Yapmayın. Dua ederiz de, dualarımız sebepsiz çabasız gerçek olur mu? Yağmur yağar da yoktan mı var olur? Su Döngüsü yok mu? Hayır hayır. Her şeyin bir sebebi ve yolu yöntemi var.

Bi ben mi düşünebiliyorum?

Hayır. Hepsi düşünüyor. Beyni olan tüm hayvanlar, düşünüyor, duygulanıyor. Fakat bunların kimisi bunu güçlü bir şekilde yaparken, kimisi daha zayıf şekilde yapıyor. Ancak, bunların arasında, konuşma yeteneği en çok gelişen, Sapiens’tir. Yani biz. Biz konuşabildiğimiz için, beynimizin potansiyelini çok daha iyi kullanabiliyoruz. Bu da bizim olduğumuzdan daha zeki yaratıklar olduğumuzu gösteriyor. Bir de bunun nesiller içerisinde birikimli olarak aktarıldığını düşünün. Bırakın da akıllı olalım biraz.

Hatalı Bir Görsel

Okumamayı çok sevişimizden kaynaklı olarak, herkes sanki bir sanat eleştirmeni gibi, yukarıdaki resimden bir şeyler anlar ve bunun hakkında yorum yapar. Yok Canım, hiçbir maymun insan olmaz! Sanıyoruz ki, hayvanat bahçesinde gördüğümüz o şebelek hayvanlar, bize dönüşecek. Bu ifadeyi duyduğunuzda, en uygun gördüğünüz üzvunuzla gülebilirsiniz. Çünkü, hiçbir tür, bir diğerine dönüşmemektedir.

Türler, istisnasız olarak, bir değişim içerisindedir. Ve bu değişimler, yaşam esnasında değil, nesillerin ilerlemesi esnasında gerçekleşmektedir! Yani kimse, bir ömür içerisinde evrimsel bir değişim geçirmemektedir!

Gerçekten de, bir türü takip ederseniz, 200 yıl sonra, belli özelliklerinin kaybolduğunu/azaldığını veya güçlendiğini görebilirsiniz. Bunun olmasını sağlayan bir çok mekanizma vardır. Doğal Seçilim, Yapay Seçilim, Dikey/Yatay Gen Transferi, Mutasyonlar; bildiklerimizden sadece bazılarıdır.

Mutasyon demişken, Hamileyken, X-RAY cihazına girmiş kadının evladından bahsetmiyorum elbette. Üreme esnasında veya bireyin yaşamı sırasında ortaya çıkan genetik mutasyonlardan bahsediyorum. Bunlar bir gün içerisinde vücut hücrelerimizde, akıl almaz bir sayıda oluyor. Fakat, vücudumuz, bunları genellikle engelliyor, veya engelleyemezse de hücreleri imha ediyor. Ancak, üreme hücrelerinde meydana genel mutasyonlar, küçük değişiklikler, canlılarda, çok abartı olmayacak düzeyde değişimlere sebep olmaktadır.

Mesela, annem ve babam yapamasa da, parmaklarımı orta düzeyin üstünde geriye doğru getirebiliyorum. Eğer bu benim için avantaj sağlasaydı, benim gibi yapabilenler, daha çok hayatta kalıp üreyebilselerdi, bir süre sonra, (çok uzun bir süre sonra), insanlar, parmaklarını geriye getirebilen bir tür olacaktı.

Fakat insan, bu seçilim olayını ve evrim mekanizmalarının birçoğunu kırdığı için, çok ciddi bir değişim gerçekleştiremiyor.

İşin Esası

İnsanların, şimdiki yüz hali ve vücut yapısı, yaklaşık 300 000 sene önce son halini almıştır. Irklaşmalar ve ufak tefek değişiklikler dışında, Homo Sapiens, aynı homo sapienstir. Zamanın uzunluğuna bakınız. Üstelik, biz tek insan türü değiliz!

İnsan, yaklaşık 2.2 milyon yıl önce görülmeye başlanmıştır. O günden bu güne, çeşitli insan türleri evrimleşmiştir. Örn: Denisovalar, Neandarteller, Erectuslar… Bu uzun zaman içinde diğerleri yok olmuştur. Kimisi ise bizim soyumuz ile verimli döller üreterek, genlerinin bir kısmını, bizim soyumuzla yaşatmışlardır.

Hiçbir maymun, insana dönüşmemektedir. Bir şempanze gördüğünüzde, “Dedecim elini öpeyim” demeyin. O sizin kuzeniniz. Oyun oynamak isterseniz de, olumlu cevap verecektir. 🙂

Nasıl, 1. dereceden kuzenleriniz, size bir nebze benziyorsa, ortak dedeniz, bir şekilde ikinize de benziyorsa, şempanzelerle ortak atamız da, hem onlara, hem bize benzemektedir. Ancak, birbirimizden oluşmuyoruz! Bunu bir ağaç gibi düşünebiliriz. Zamanla daha ayrıntılı olarak değineceğim. Son olarak, İnsan Türlerinin soy ağacı olan bir görsel bırakacağım. Daha ayrıntılı araştırmak isteyen, Evrim Ağacı‘nı ziyaret edebilir!

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Blog at WordPress.com.

Up ↑

%d bloggers like this: