Evrim Müfredattan Çıkarılmadı

Darwin Ağlıyordu, Türkiye Durmuyordu

Bir ara bir şey oldu, hepimiz ardı ardına bu tarz haberlerle uyandık. Sanki bir yerden karar çıkmıştı ve herkes batıya karşı bilinçlenmeye (!) başlamıştı. Darwin bir İngilizdi. Ne kadar fitne varsa İngilizlerle alakası vardı. Elbette Ehl-i Sünnet’e karşı, onları zayıflatmak için bulunmuş, uydurulmuş bir silah olabilirdi evrim. Neden olmasın ki zaten, duymuyor muyuz, fosil gömüp sonra çıkartıp sahte uyduruk haberler ürettiklerini?

En son geçtiğimiz gün MTA müzesinde, Evrim kelimesinin üstünü bantlayarak, -evet bildiğiniz bant ile- üzerine gelişim falan yazmışlardı. Hemen bir görselle süsleyelim.

Üzerine bant yapıştırdık ve evrimi durdurduk, yaşasın!

Bundan bir süre önce de, oldukça mühim ve başarılı insanların ağzından “Evrim bayatlamıştır. Çürümüştür. Zamanla kokuşmuş ve yeşile bürünmüş bir teoridir. Raad olun.” gibisinden birtakım açıklamaları olmuştu. Charles Darwin’den bu yana, yüzlerce binlerce bilim adamının çalıştığı, yanlışlarını düzeltip, doğrularını detaylandırdığı bu çalışma ve teoriyi, -ki bilmediğini düşünüyorum- “çürümüştür” diye nitelendirmişti. Yazık ki Darwin, Evrim Teorisi’ni dolaba koymayı unutmuş olacak.

Evrim Üniversitede Okutulacak Bir Konu

Niçin? Çünkü henüz ispatlanmamış bir teori. Bırakalım okumuşlar uğraşsın efenim bizim çocukların beynini bulandırmasınlar. Hayır efendim. Nedeni şudur ki, lisede okunan biyoloji dersinde neredeyse HİÇBİR ŞEY Evrim’den bağımsız değildir. Evet evet, neredeyse hiçbir şey!

Mesela, Ökaryot-Prokaryot hücreleri ele alalım. Bakterilerle ilgili bir şeyleri anlatırken, kimisinin kamçılı, kimisinin kuyruklu, kimisinin kıllı, zartlı zurtlu olduğunu öğretmişlerdi bize. Düşündüğümde, ulan biri bölünürken bi aksilik çıksa, bi farklılık oluşta, olur ya hani hiçbirimiz anamızdan babamızdan aynı doğmuyoruz, bi özellik değişiverse, ve o tipe avantaj sağlasa. Hop, oldu sana başka bir tür. Tabi, ben de küçüklüğümden beri kendimi aksine ikna etmeye çalışıyorum. “Bir bakteriden başkası tabiki oluşacak. Ama nasıl çoklu hücreler oluşsun ki?”. Bir de ne göreyim, tadaaaa, hücre kolonileri.

Bu organizasyonları kuran varlıkların, gelişmemesi işten mi?

Prokaryot hücreleri ele alalım. Tamam tamam, burası bir üniversite blogu değil.

Prokaryot– basit yapılı hücrelerdir.

Ökaryot– karmaşık yapılı hücrelerdir.

Ekte, aralarındaki farkları görebilirsiniz. Biz biliyoruz ki, genlerimiz de biyolojik birer yazılımlardır. Genetik materyaller, bizim vücudumuzun işleyişini belirleyen kod parçalarıdır. Aslında her şeyimizdir. Bu tüm canlılar için böyledir. Sonraları, zaman içinde değişimlerle, denk gelme durumlarının bir araya gelmesiyle hücrelerin zaman içinde organeller edinmesi, genetik materyalini en iyi koruyanın daha çok üreyip neslini sürdürebilmesi gibi durumların sonucu olarak ökaryot hücrelerin oluşmasını öngörmek, çok zor olmasa gerek. Ama eğer benim gibi kendinizi aksi yönde ikna etmek istemişseniz ayrı.

Türkiye Cumhuriyeti Futbol Takımı Sahada Şut Attı

Tür — Cins — Aile (Familya) — Takım — Sınıf — Şube — Alem

Canlıları sınıflandırırız. Aslında insanlar olarak her şeyi sınıflandırırız. Ancak canlıları sınıflandırdığımızda, kendimiz de bu işe bir olgu olarak katılırız.

Bir düşünelim. Bir Aslan. Kediyle aslan, aynı familyadandır. Akrabadır. Çok eskiden uzun bir zaman içerisinde birbirinden ayrılmış iki türdür. (Aslında bir çok türe ayrılmıştır ve bilim adamları uzun çalışmalar neticesinde bu sınıflandırmayı yapmıştır). Bunda neredeyse tüm Türkiye hemfikirdir.

Orangutan ile gorili ayırabilir misiniz? Şempanze de maymundur, Babun da. Ancak, diğerleri kadar yakın akraba olmasa da, insan niçin bir maymun türü olamasın ki?

Konuyu daha detaylı incelemek isteyenler, linkteki videoyu izleyebilirler.

Hâl böyle iken, biyoloji dersinde Evrim anlatılmasa bile, Türkiye’den zaman içerisinde, eğer düşünecek, akıl edecek olurlarsa, onlarca Darwin çıkabileceğine eminim. Tıpkı, Doğu Medeniyetlerinin Altın Çağlarında olduğu gibi. Ancak elbette insanların öncelikli olarak müslümanların, kendi dinlerinin skolastik bir kilise dini olmadıklarını hatırlamaları gerekir. Kutsal kitaplarımızı, sevap kazanıp kolay yoldan cennete gitmek için Arapça okumak yerine, bir kere olsun anlamak için, kendi dilimizde anlamını okumak gerekir.

Doğada niye kelebekler ejderya olmuyor?

Çünkü, MTA müzesinde yazıların üstü çizilip yapılan yanlışta olduğu gibi, bu tarz değişimler “gelişim” döneminde değil, nesiller arasındaki geçişte olmaktadır. Nesiller geçtikçe elbette türler ve popülasyonlar içinde değişimler olacaktır. Örneğin, türün boy uzunlukları değişecektir. Bunlar gen aktarımı sırasında oluşan çeşitlilikle birlikte, evrim mekanizmalarının işleyişi sonucu oluşmaktadır.

Bir türden, tamamen farklı bir türün olduğu popülasyonun çıkma süresi, yaklaşık 1000 nesildir! İnsanın yaşamı süresince görebileceği nesil sayısı en fazla 4-5’tir. Bu süreçte buyrun inceleyin evrimi. Ancak bunun için, tamamen 20 dakika içerisinde bir kere bölünür yani bir nesil üretir.

Lenski ve ekibi de, bunun üzerine bir deney yapmıştır. Deney sonucunda ise, ilkinden bambaşka farklı bakteri türleri oluşmuştur. Bunu, uzun vadede düşündüğümüzde, Crossing-Over gibi mayoz bölünmenin ve eşeyli üremenin getirdiği çeşitlilikle birlikte düşündüğümüzde, çok hücrelilerin evrimleşiyor olmaması işten değil!

Ayrıntılı bilgi için, Çağrı Mert Bakırcı’nın “Evrim Kuramı Mekanizmaları” isimli kitabını edinip okuyabilirsiniz.

Lenski deneyi için linke bakabilirsiniz:

http://www.evrimagaci.org/makale/214

Başka bir makalemde, virüslere değineceğim. Ve evet, Evrim Ağacı, Türkiye’de insanların Evrim hakkında bilgi edinebileceği en güzel, derli kaynaktır.

 

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Blog at WordPress.com.

Up ↑

%d bloggers like this: